Yüzyıllardır gönülleri mayalayan Mevlana'nın Mesnevi'si, sadece bir şiir külliyatı değil; derin bir tefekkürün ve irfanın da merkezidir. Bu derinliği anlamak için İslam tasavvufunun iki büyük nehrinin buluştuğu yere, yani İsmail Rusuhi Ankaravi'nin şerhlerine bakmak gerekir. Tasavvuf tarihinde "Hazret-i Şarih" olarak anılan Ankaravi, Mesnevi'nin beyitlerini Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Vahdet-i Vücûd (varlığın birliği) anlayışıyla yeniden okuyarak Osmanlı düşünce dünyasında adeta bir çığır açtı. Onun attığı bu güçlü temel, kendisinden sonra gelen İsmail Hakkı Bursevi ve yakın dönem irfan hayatımızın en önemli simalarından Ahmed Avni Konuk gibi dahi şarihlerin de ilham kaynağı oldu. Hazırladığımız bu içerikte; Mesnevi'nin satır aralarındaki İbnü'l-Arabi esintilerini, Ankaravi'nin rehberliğini ve yüzyılları aşarak günümüze ulaşan o muazzam yorum geleneğini mercek altına alıyoruz.