Bir şehri yalnızca taştan, topraktan ve mimari yapılardan ibaret görmek onun ruhuna haksızlık olur; şehirler asıl anlamını o sokaklarda yürüyen insanların kalbinde bıraktığı izlerde bulur. 'Kudüs'e neden gitmeliyiz?' diye yola çıkmıştık, şimdi en gerçekçi kısma geldik. Biz neden gitmemiz gerektiğini kendi penceremizden anlattık ama asıl cevabın oraya gidenlerin gözlerinde saklı olduğunu da biliyoruz. Bu yazıda yola düşenlerin hikayelerine odaklanıyoruz. Gitmeden önceki beklentileri neydi, dönerken heybelerinde hangi duyguları getirdiler? Kudüs'ün taş sokakları, kadim mahalleleri ve canlı tarihi, orayı adımlayanların dünyasında nasıl bir karşılık buldu?