Fuzuli'nin hafızalarda yer edinen Su Kasidesi'nden beyitler ve anlamları
Naat, Peygamber Efendimize duyulan derin muhabbetin edebiyatımıza tezahür etmiş şeklidir. Şairler, Hz. Peygamber'e duyduğu hürmeti göstermek ve onun şefaatine mazhar olmak için naat yazardı. Kaleme alınan binlerce naat bestelenerek camilerde okundu, hattatlar tarafından nakşedilip evleri süsledi. Fakat yazılan binlerce şiir arasında Fuzuli'nin kaleme aldığı Su Kasidesi isimli naatı ayrı bir yere sahipti. Edebiyatımızın en çok okunan şiirlerinden biri olan Su Kasidesi ile Fuzuli, oldukça samimi, akıcı ve gösterişten uzak ifadelerle naat türünün en güzel örneklerinden birini verdi.
Naat, sözlükte "nitelemek, iyi ve güzel şeyleri abartılı biçimde dile getirmek; nitelik, vasıf" manalarında kullanılır. Edebiyatımızda ise Peygamberimizi öven şiirlerin türünü oluşturur. Naat, günümüze değin kuvvetli bir gelenek halinde devam etti.
Yazılan binlerce naat, bestelenerek cami ve tekkelerde okundu, hattatlar tarafından nakşedilip ev, mescid ve dergâhları süsleyerek itibar gördü. Şairler Hz. Peygamber'e duyduğu muhabbet ve onun şefaatine mazhar olmak için naat yazardı.
Genel olarak bir kasidede; nesib, girizgâh beyti, tagazzül, medhiyye, fahriyye ve dua bölümleri bulunur. Naatlarda Peygamber Efendimizin isim ve sıfatları, kâinatın efendisi, yaratılışın gayesi ve Allah'ın habibi oluşu, örnek ahlâkı, üstün vasıfları, fizikî özellikleri, mucizeleri, diğer peygamberlerden üstünlüğü ayet ve hadislere dayanılarak dile getirilir. Son bölümlerde şair günahkârlığını itiraf edip şefaat talebinde bulunur. Ardından kıyamet gününün tasviri, o çetin günde şefaat yetkisinin yalnız Peygamber'e ait olduğu, zira onun âlemlere rahmet olarak gönderildiği vurgulanır.
İslami edebiyatımızda en çok okunan üç kaside vardır. Bunlar "Kâ'b b. Züheyr Kasîde-i Bürde'si, Muhammed el-Bûsîrî'nin Kasîde-i Büre'si ve Fuzuli'nin Su Kasidesi'dir.
Fuzuli'nin meşhur "Su kasidesi", Peygamber Efendimize yazılan bir naattır. Beyitlerin sonunda tekrarlanan kelimeden dolayı "Su Kasidesi" olarak anılır. Fuzuli'nin bu kasidesi, kolay görünmekle birlikte benzerinin söylenmesi çok zor olan beyitlerden oluşur. Su kavramı üzerinden Peygamberimize olan derin muhabbetini anlattı. O, bu kasidesinde sevgiliye kavuşmak isteyen bir âşığın hali anlatır. Fuzuli, oldukça samimi, akıcı ve gösterişten uzak ifadelerle naat türünün en güzel örneklerinden birini verdi. Su Kasidesi'nde 1-15. beyitler nesib bölümünü, 16. beyit girizgâh beyti, 17-29. beyitler methiye bölümünü, 30. beyit fahriye bölümünü ve 31-32. beyitler dua bölümünü oluşturur.
İşte Fuzuli'nin hafızalarda yer edinen Su Kasidesi'nden beyitler ve anlamları...
Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su
Kim bu denlü dutuşan odlare kılmaz çâre su
Ey göz, gözyaşından gönlümdeki ateşlere su saçma! Çünkü aşk ateşiyle bu kadar tutuşan ateşe su çare olmaz.
Eşk: Gözyaşı
Denlü: Denli, gibi, kadar
Od: Ateş
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâre su
Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir yoksa gözümden akan yaşlar mı gök kubbeyi kaplamıştır, bilmiyorum.
Âb: Su
Gûn: Renk
Âb-gûn: Su rengi, Mavi
Devvâr: Devreden, dönen.
Günbed: Kubbe
Günbed-i devvâr rengi: Gökyüzünün rengi
Muhît olmak: Kaplamak, çevrelemek
Zevk-i tîğünden aceb yoh olsa gönlüm çak çak
Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su
Kılıcının (açtığı yaranın) zevkinden gönlümün parça parça olmasına şaşılmaz; çünkü su aka aka zamanla duvarda yarıklar açar.
Tîg: Kılıç
Zevk-i tîg: Kılıcın zevki
Aceb yoh: Şaşılmaz.
Çâk çâk: Parça parça kılıç şakırtısı.
Mürûr: Akma, geçme
Rahne: Yarık, oyuk
Dîvâr: Duvar