Mavera yolculuğu
Aslında hepimiz, geçmişten geleceğe giden yolcularız. Dünya denen kervansarayda; geçici bir süre, "yol azığı" edinmek için konaklarız.
Menzilimiz, görünen âlemin dışında bir yerdir ve "ötelerin ötesi" diye tarif edilir. Sözlüklerde, ansiklopedilerde, adına "mâverâ" denir.
Farklı zamanlarda, farklı yerlerden yürümeye başlayıp; değişik yol ve yöntemlerle hep oraya gideriz. Ölüm eşiğini geçtikten sonra, yeni ve bitimsiz bir hayatın kapısından içeri gireceğimize inanır; din dilinde "âhiret âlemi" deriz.
Geçiş bölgesinde "hesap günü" vardır, ameller değerlendirilir. Sevabı çok olanlar cennete, günahı çok olanlar cehenneme gönderilir.
Âl-i İmran suresi ayet 106'da ifade edildiği gibi "O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır". Herkes, kendi imanının ve amelinin hak edişi olan yere varır.
Bu bilgi ve bilince sahip olanlar, yaşadıkları her an "mâverâ yolculuğu" içindedirler. Dosdoğru yol üzerinden yürüyüp, kendilerine vaadedilen ilâhî nimetlere kavuşmanın peşindedirler.
Onlar için, dünya hayatının iki yönü vardır. Hem "âhiretin tarlası"dır, hem de "âlemlerin ve içindekilerin rabbi olan Allah'ın sıfatlarını yansıtan ayna"dır.
Ötekiler ise, hevâ ve heveslerine uyup "oyun-eğlence" bahçesine dalarlar. Yolu, yolculuğu ve en sonunda varılacak kalıcı hayatı unutup; geçici hazları tatmaya odaklanırlar.
19.Yüzyıl Fransız şair ve mütefekkirlerinden olup Akıl etme, fikir üretme konusunda cinnet getirecek kadar ileri giden Arthur Rimbaud; âhir ömrünü Afrika'da geçirmiş. Ölürken, Arapça olarak; "Allah kerim" demiş.
O, nice sonra ulaştığı bir farkındalıkla, mâverâ fikrini kısa bir cümle ile ve veciz bir şekilde özetliyor. "Gerçek hayat, burada olmayandır; var olup da burada olmayan" diyor.
Mehmet Şahan, Mâverâ adlı şiirini bu ana fikri esas alarak kurgulamış. Beşlik düzenine göre yazmış ve her bölümünde "Yollar mâverâya düşer mi bir gün?" sorusunu tekrarlamış.
Kürşat Ak da aynı mühim mesele üzerinde durmuş. "Ey âciz kul, arama artık bir mâcerâ; / Arama diyar-ı medeniyette bir yer. / Görülen evrenin ötesidir mâverâ; / Ahlâkî mevcudiyeti sorgular mahşer" mısraları ile cevabı oluşturmuş.
Ömer Ekinci Micingirt ise, kültür ve medeniyet hayatımızdaki yansımalarından söz etmiş. "Bizim eller, kubbelerden fark olur; / Yaşayanı ziyâ, nûra gark olur. / Câzibe aşk, izliyorum ıraktan; / Mâsivâdan mâverâya terk olur" demiş.
Rahmetli Cahit Zarifoğlu ve arkadaşları, yakın geçmişte bu işin sivil mektebini kurdular. 1976-1990 Yılları arasında, toplam 164 sayı devam eden "Mâverâ" adlı edebiyat dergisini çıkardılar.
Ekibin içinde Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Alâeddin Özdenören, Mehmet Akif İnan, Ersin Nazif Gürdoğan gibi şairler ve mütefekkirler yer almıştı. Zamanla dergi olmanın ötesine geçip, bir "ekol" yahut "akım" güzergahı olmuştu.
İlk sayısında, kuruluş amacını Rasim Özdenören özetlemişti. "Mâverâ; bir yaşama biçimi halinde, öz uygarlığımızı yeniden yürürlüğe koyma dâvâsını güdenlerin edebiyat alanındaki buluşma yeridir" demişti.
Son yıllarda, bu kültür ve medeniyet dâvâsını, "sivil toplum" kimliğiyle, "yaygın eğitim" alanında devam ettirenler var. Meselâ, "Mâverâ Vakfı" çatısı altında toplanan hamiyet sahibi insanlar; yediden yetmiş yediye, binlerce kişiye, saymakla bitmeyecek güzel hizmetler sunuyorlar.
Vakıf merkezinde yapılan konferanslara, sohbetlere, seminerlere, derslere, atölye çalışmalarına, kültür-sanat etkinliklerine; "yüz yüze" iştirak edenler de internet nimeti aracılığıyla "uzaktan" katılanlar da oluyor. Ayrıca kayda alınıyor, sosyal medya kanalı üzerinden, yurt içinden ve yurt dışından takip eden geniş kitlelerin istifadesine sunuluyor.
Ödüllü "şiir, hikaye, deneme yarışmaları" ile eli kalem tutan gençler ortaya çıkarılıyor. Dereceye girenler gönül coğrafyamızın kültür, medeniyet merkezlerine götürülüp gezdiriliyor; "yazarlığa yolculuk" atölyesinde verilen eğitimlerle, ilgi ve yetenek alanlarına göre yetiştirilip eşik atlamaları sağlanıyor.
Ayrıca, metinleri kitaba dönüştürülüyor. Türkçe ile birlikte Arapça, İngilizce ve yarışma konularının gerektirdiği diğer dillere çevrilerek; yerli ve yabancı okurlara ulaştırılıyor.
İhtiyaç sahibi üniversite öğrencilerine "eğitim bursu" veriliyor. "Karz-ı Hasen" uygulaması ile evlenme, yuva kurma, aile olma iradesi gösteren gençlere vade farksız ve kolay ödemeli borçlar verilerek; "faizsiz kredi" ihtiyaçları görülüyor.
Türkiye genelinde organize edilen ve eğitim camiası üzerinden yürütülen "Endülüs Okumaları" ile yetişme çağındaki gençler kitaplarla buluşturuluyor. Geçmişle gelecek arasında tefekkür köprüleri kurularak; din, devlet, vatan, millet, kültür, medeniyet ihyâsının ve inşâsının altyapısı oluşturuluyor.
Şüphesiz, değişik isimler altında bu yola ve yolculuğa dâhil olan başka vakıflar, dernekler, sosyal ve siyasal oluşumlar da var. Her biri, kendi ilgi ve ihtisas alanına göre; "mâverâ denizi"ne akan pınarlar, dereler, ırmaklar olmaya çalışıyorlar.
Zekeriya Erdim
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.