Psikolojinin tuhaf ve bilinmeyen problemleri
Zihinlerimizin kimi zaman bizi yanılttığı olur. Çocukluğumuzda, gece karanlıkta minicik ışığı büyük nesnelere dönüştürdüğümüz zamanlar olmuştur ya da dışarıdaki rüzgarda ağacın dallarının sallanışından hikayeler yazmışızdır. Bunları sürekli olarak yaşayıp da artık çıkmaza sürüklenenler de aramızda yaşıyor. Bazı psikolojik rahatsızlıklara aşinayız. Peki ya hiç bilmediklerimiz? En ilginç ve duyulmamış psikolojik durumları sizleri için derledik.
Giriş Tarihi: 07.12.2018
10:08
Güncelleme Tarihi: 07.12.2018
10:23
Bu rahatsızlık imgelerin, görüntülerin, mekan ve zaman algısının bozulup karman çorman olduğu sinirsel bir durum olarak tanımlanır. En rahatsız edici belirtilerinden biri vücut imgesinin değişmiş olarak görülmesidir. Bunu yaşayan kişi kendi vücuduna ait kısımların şekil ve boyutları hakkında oldukça büyük bir karmaşa yaşar. Bu da olağanüstü bir korkuya ve alarm haline yol açar.
Bu daha çok migren, beyin tümörü ve enfeksiyon ile ilişkilendirilir. Bunun en iyi tedavisi dinlenmedir. Ayrıca bu durum, hikayesinde de benzer bir anlatı olduğu için bazen 'Alice Harikalar Diyarında Sendromu' olarak da bilinir.
Kişi beklenmedik bir anda ve anlaşılmaz şekilde, kim olduğunun farkında olmadan ve oraya nasıl geldiği hakkında hiç bir fikre de sahip olmadan bir yerden bir yere dolaşır durur. Genelde uzun süren ağır duygusal ve fiziksel stres yaşıyor olmak, bazı ilaçların kullanımı ve belli başlı akli durumlar bu atakların oluşmasına zemin hazırlar.
Kudüs Sendromu obsesif fikirlerin, sanrıların ve dinsel deneyimle alakalı diğer temaların varlığıyla bağdaştırılır. Bunlar Kudüs şehrine giderek tetiklenir. Kudüs Sendromu herhangi bir dinle kısıtlı değildir ve genelde Kudüs'te kalmalarından önce herhangi bir akıl hastalığı yaşamış kişilerde görülür. Bu bölgeden ayrıldıktan bir kaç gün sonra sanrılar ve takıntılı düşünceler yavaş yavaş ortadan kalkar.
Bu sendrom kaçırılan kişinin kendisini kaçıran kişiye sempati ve bağlılık geliştirmesiyle gerçekleşir. İlginçtir ki Stokholm Sendromu ismini gerçekten olmuş bir olaydan alır. İsveç, Stokholm'de 1973 yılında gerçekleşen bir banka soygun yapıldı. Bu soygun sırasında rehineler kendilerini rehin alanlara o kadar büyük bağlılık duydu ki mahkemede onların aleyhine şahitlik yapmayı reddettiler.
Bu Stokholm Sendromunun tam tersidir. Burada, rehin alınan kişiler değil de rehin alan kişiler sempati ve bağlılık duymaya başlar ve rehin aldıkları kişilerin ihtiyaç ve arzularına yenilirler. Bu reaksiyonun, rehin alan kişinin suçluluk duygusu ve ahlaki kararsızlığından kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz.
Bu psikolojik rahatsızlık da gerçek bir olaydan esinlenerek isimlendirilmiştir. Peru, Lima'da Japon Büyükelçiliğinde yaşanan bir rehin alma hikayesidir. Tupac Amaru Devrimsel Hareketi, birkaç gün boyunca diplomat ve ordu mensuplarının da bulunduğu yüzlerce kişilik bir grubu Japon Büyükelçiliğinde rehin tuttular. Ama saldırganlar zamanla, rehinelere ve dışarıya nasıl bir durum yaratıp ne kadar büyük bir zorluğa yol açtıklarını anladıkları zaman rehineleri birer birer bırakmaya başladılar.