Dünya tarihine yön vermiş Müslüman bilim insanları
Batı'nın kendi icadı veya çalışmaları olarak aksettiği birçok yenilik, aslında adeta güneşin doğuşu gibi şarktan kendini göstermişti. Birçok İslam bilim adamının yaptığı çalışmalar, keşifler ve icatlar hem şaşırtıcı hem de hayranlık uyandırıcı nitelikte. Üstelik Batı medeniyetlerinde de kendilerine hatırı sayılır şekilde yer edinmişler. İslam bilim dünyasının parlayan güneşlerini ve bize bıraktıklarını sizler için derledik.
GÖKKUŞAĞININ OLUŞUMUNU AÇIKLADI
Gökkuşağının oluşumunun açıklanması, Ortaçağ optik biliminin hem doğuda ve hem de batıda en önemli konularından biridir. Çünkü bu optik olgu, hem bir doğulu ve hem de bir batılı bilim adamı tarafından birbirlerinden bağımsız olarak, doğru bir biçimde, yani bu günkü gökkuşağı açıklamasına benzer bir şekilde açıklanabilmiştir. Optik çalışmalarıyla bütün zamanların en büyük optikçisi unvanını alan ve başarılı kırılma deneylerinden dolayı da ikinci Ptolemy diye adlandırılan İbn el-Heysem, bütün çabasına rağmen gökkuşağının oluşumunu doğru olarak açıklayamamıştır. Kemalüddin el-Farisi ise İbn el-Heysem'in kavram ve açıklamalarından hareketle gökkuşağını doğru olarak açıklamayı başardı.
Kuramsal ve deneysel araştırmalarla kimyanın gelişimini büyük ölçüde etkileyen ve kimya tarihinin efsanevi temsilcilerinden biri olan Ebû Mûsâ Câbir İbn Hayyân el-Sûfî, tıp, astronomi, matematik ve felsefeyle ilgili çalışmalar da yaptı.
Birçok bilim tarihçisine göre Câbir bin Hayyân, Boyle, Priestley ve Lavoisier gibi modern kimyanın kurucuları ile denklik gösteriyordu. Hem yaptığı bilimsel çalışmaları hem de deneysel yöntemin önemini kavramış ve başarıyla uygulamış olması Câbir İbn Hayyân'ın bütün kimya çalışmaları üzerinde derin bir etkisi olmasına yol açmıştı.
Câbir İbn Hayyân'ı efsanevi bir kişilik yapan iki yön vardı: Birincisi yaklaşık sekiz yüz yıllık bir zaman diliminde kimya adına gerçekleştirilen bütün çalışmalara kaynaklık etmesi, Doğu'nun ve Batı'nın kimya anlayışlarının etkili şekilde sentezini yapmasıydı. İkincisi ise bu alanın sınırlarını çizen ve ilkelerini belirleyen çalışmalardan oluşan dev bir külliyatın yazarıydı.
Câbir'le birlikte akla gelen en önemli şey, minerallerin oluşumunu açıkladığı cıva-kükürt kuramıdır. Ona göre bütün madenler kükürt ve civanın farklı oranlarda birleşmesiyle oluşmuştu. Câbir'in önemli çalışmalar gerçekleştirdiği bir diğer alan da maddelerin sınıflandırılmasıydı. 1) Ruhlar: Ateşte tamamen uçan maddeler 2) Metaller: Çekiçle dövülebilen, ses ve parlaklığa sahip maddeler 3) Cisimler (Mineral olmayan): Eriyebilen veya erimeyen maddeler
Câbir'in modern kimyanın babası olarak değerlendirilmesine sebep olan başka çalışmaları da vardı: İlk kez kullanılan veya geliştirilen kimyasal işlemler, bu işlemlerin uygulanması sırasında kullanılan aletler ve süreçler sonucunda elde edilen kimyasal bileşikler.
Câbir söz konusu işlemler ve araçların kullanımıyla, su genel başlığında çözücü sular olarak adlandırılan nitrik, sülfürik ve hidroklorik asit gibi mineral asitleri keşfetmişti. Câbir aynı zamanda metallerin işlenmesi, çelik yapımı, kumaş ve deri boyanması, dayanıklı kumaş yapımı, altın üzerine yazı yazmak için altın pirit kullanımı ve asetik asidin yoğunlaştırılması için sirke damıtılması, cam yapımı tekniklerinin geliştirilmesi gibi kimya sanayi ile ilgili önemli çalışmalar yapmıştır. Câbir tarafından kullanılan işlemlerin en önemlileri buharlaştırma, damıtma ve kireçleştirmedir.
İslâm dünyasında kimya çalışmalarıyla tanınan bir diğer bilgin de Zekeriyyâ el-Râzî'dir. Rey'de doğan Râzî, otuzlu yaşlarından sonra bilimle ilgilenmiş. Bağdat'ta başhekimlik yapmış, Afrika'ya ve Endülüs'e seyahat etmişti. Son birkaç yılında gözleri görmez oldu.Râzî, kimya, felsefe ve tıp alanlarında çalıştı. Kimyada Câbir'in izinden giderek Yapısal Dönüşüm Kuramı 'nı benimsedi. Ancak Câbir'in aksine Aristoteles'in dört unsur görüşünü değil, atomcu görüşü benimsedi.
Câbir gibi bir dizi deney yaparak saf elementi elde etmeye çalışmış ve bu işlemin maddenin erimesi, çözülmesi, parçalanması, ortaya çıkan parçaların farklı parçalarla birleşmesi ve oluşan ürünün çökelmesi gibi beş ayrı süreçten geçtiğini belirtti. Yeni kimyasal maddeler, yeni yöntemler ve yeni aletler geliştiren Râzî'nin en önemli başarılarından biri de, farklı organik maddeleri damıtmak suretiyle çeşitli yağlar, tuzlar ve boyalar elde etmiş olmasıydı. Ayrıca demir gibi zor eriyen metallerin eritme işlemleri ile ilgili araştırmalar da yaptı.